ANİ ISI DEĞİŞİKLİKLERİNE DİKKAT!!!!!
| |
Ani ısı değişikliklerine dikkat!
Mevsim geçişlerinin yaşandığı bu aylarda yaşanan ani hava değişikliklerinin grip salgınının yayılmasında önemli faktör oluşturuyor.
İnsan vücudunun bir iç ısı sistemi ve bir dış ısı sistemi bulunuyor. Mevsimlere göre iç ve dış ısı sistemi ile vücut kendini dengeler. Hava sıcak olduğu zaman vücut damarlarını genişleterek sıcak havadan etkilenmemeye çalışır. Vücuttaki ısıyı dışarı vermeye çalışır. Dış ortam soğuk olduğu zamansa damarlar kendini büzüştürür ve organlara daha az kan gider. Havalardaki ani değişiklikler olduğunda ise vücut bu duruma adaptasyon problemi yaşayabilir.
Mevsim geçişlerinde yaşanan ani ısı değişiklikleri vücudun savunma mekanizmasını zayıflatarak soğuk algınlığı, nezle ve grip gibi solunum yolu enfeksiyonlarını artırıyor. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının yanı sıra idrar yolları enfeksiyonlarına ve bağırsak rahatsızlıklarına da çok rastlanıyor. Mevsim değişikliklerinde de bu rahatsızlıkların tedavi süreci biraz daha uzuyor.
Soğuk algınlığında halsizlik, tüm vücutta yaygın ağrı, üşüme-titreme, öksürük, burun akıntısı, bunların yanında çarpıntı şikâyetleri sıklıkla görülür. Özellikle astım, kronik bronşit, hipertansiyon, diyabet ve kalp yetmezliği gibi kronik hastalıkları olan hastaların bu dönemlerde dikkatli olması gerekir. Aynı zamanda küçük çocuklar ve yaşlılar da risk grubuna giriyor. Ani hava değişikliklerinin astım hastalarında atakların artmasına da sebep olabiliyor.
Bu dönemlerde mevsime uygun giyinilmesi, risk gruplarında bulunan kişilerin baş ve boyun bölgelerini soğuktan korumaları önerilmektedir. Kronik hastalıkları olan hastaların da grip aşısı olması öneriliyor.
Ayrıca bol sebze-meyve tüketimi hastalıklardan koruyucu faktörlerden bir tanesidir. Aynı zamanda bol su tüketimi de önerilmektedir. C vitamini yönünden zengin olan meyve ve sebzeler tüketilmeli. Yeterli gelmiyorsa uzman tavsiyesi ile vitamin kullanılmalıdır.
Ani ısı değişikliklerinden etkilenmemek için;
Yorucu işlerden uzak durulmalı. İyi dinlenilmeli.
Özellikle yetişkinler 6 saat, çocuklar da yaşına göre 8–10 saat uyumalı.
Bol su tüketilmeli.
Sigara ve alkolden uzak durulmalı.
Özellikle C, B vitamininden, potasyumdan zengin gıdalar, yeşil sebze ve bol meyve tüketilmeli.
Aşırı yağlı gıdalardan kaçınılmalı.
Klimalardan uzak durulmalı.
Eğer bir enfeksiyon geçiriyorsanız, doktorunuzun verdiği antibiyotikleri düzenli ve en az 5 gün kullanın. Çünkü yetersiz kullanıldığında antibiyotikler bakterileri güçlendirerek salgınların daha kolay oluşmasını sağlıyor.
Ani hava değişiklerinden dolayı dışarıda saklanan ürünlerin de çabuk bozuluyor. Bundan dolayı bu dönemlerde bağırsak enfeksiyonu şikayetiyle gelen hastaların sayısında artış gözleniyor. Ayrıca ani ısı değişikliklerinin yaşandığı bu günlerde aşırı sıcak ve soğuk içecekler de tüketilmemesi gerekiyor.
|
|
Gıda zehirlenmelerine dikkat!
Sıcak havalarda en çok görülen şikayetlerin başında Gıda zehirlenmeleri geliyor.
Gıda zehirlenmeleri, bir mikroorganizma veya toksin ile bulaşmış besinin tüketiminin ardından ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı, karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren bulgular ile ortaya çıkıyor. Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanma ve sunulma aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmaması, besin zehirlenmelerinin yaşanmasında önemli faktörleri oluşturuyor.
Sema Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Çaşkurlu, besinlerin hazırlanması sırasında temizlik kurallarına gereken özenin gösterilmemesinin, besin zehirlenmelerine yol açtığını kaydetti.
Besinler veya içecekler infeksiyona yol açan mikroorganizmalarla, toksin maddelerle bulaştıklarında zehirlenmeye neden oluyorlar. Besin zehirlenmelerine çoğunlukla bakteri türü mikroorganizmalar yol açıyor. Bu bakteriler 5–70 0 C arasında, en çokta oda ısısı ve üzerindeki derecelerde çoğalma eğilimi gösteriyorlar. Genellikle 5 0 C ve altındaki derecelerde çoğalamazlar. Bu nedenle yaz aylarında besin zehirlenmelerinin görülme sıklığı artıyor. Bunların yanı sıra nadiren yenilmemesi gereken bir bitki veya hayvanın yenmesi de besin zehirlenmesine sebep olabiliyor.
Dr. Hülya Çaşkurlu süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamulleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer aldığını ifade etti.
Besin zehirlenmelerinden korunmak için neler yapmak gerekiyor;
• Besinler hazırlanırken yeteri kadar ısıtılmalı.
• Besin pişirildikten sonra bir saat içinde tüketilmeli.
• Yiyecek ve içecekler mümkün olduğunca açıkta bırakılmamalı.
• Sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalı.
• Etler iyice pişirilmeli.
• Alışveriş yaparken ürünlerin son kullanma tarihleri kontrol edebilerek alınmalı.
• Konserve alınacaksa kutusu ezik, kapağı şişmiş olmamalı.
• Depolanacak besinler en kısa zamanda soğutulmalı (1 – 1,5 saatten önce) ve saklanacak yerin sıcaklığı 4°C ‘den az olmalı.
• Yiyecekler yeniden ısıtıldığında kaynama noktasına kadar ısıtılmalı.
• Mutfak ve depoların temizliği/uygunluğu sağlanmalı.
• Özellikle toplu yemek veren yerlerdeki aşçılar ve personel eğitilmeli.
• Mikroorganizma bulaşmış yiyeceklerin hemen toplanması için piyasa kontrolü yapılmalı.
• Salgınlar erken tanımlanarak gerekli önlemler alınmalı.
Besin zehirlenmelerinin, ishal, bulantı, kusma ve ateş ile seyrettiğini ifade eden Dr. Çaşkurlu, vücudun enerji açığını kapatmak için şekerli besinler ve yine sıvı gereksinimini karşılamak için bol miktarda sıvı alınması gerekir. Tuzlu krakerler, çorbalar, yoğurt, kola, pirinç lapası gibi yiyecekleri yeme kolaylığı açısından da faydalı olabilir dedi.
Ev koşullarında, ağızdan sıvı alınamıyorsa, elektrolitler kusma ve mide bulantısı nedeniyle yerine konamıyorsa, ishal uzadıysa ve ateş yükseldiyse, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor